Sahabeler herhangi bir sorunla karşılaştıklarında, Hz. Peygamberin konuyla ilgili beyan ve pratiklerinden haberdar olabilecekleri şahsiyetlere başvururdu ve hatta hadis toplayıcılığını kendilerine vazife edinip bunun için başka şehirlere bile giderlerdi.
Mesela Eba Eyyüb El Ensari kendisinin bilmediği bir hadisi, Ukbe b. Âmir’den bizzat rivayet etmek için Medine’den Mısır’a kadar gitmişti.

Eba Eyyüb El Ensari Hz. Peygamber’le birlikte Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin fethi ve Huneyn başta olmak üzere bütün gazvelere katıldı. Savaşlarda Hz. Peygamber’e zarar gelmemesi için yanından ayrılmaz, hatta bazı geceler çadırı etrafında nöbet tutardı. Vahiy kâtiplerinden olması sebebiyle Hz. Peygamber zamanında, Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinin bir araya getirilmesine hizmet etti. Ashap arasında ilmiyle de tanındığı için kendisine sorulan dinî konularda pek çok fetva verdi.

Büyük hükümdar Fâtih, bir rivayete göre İstanbul kuşatması sırasında Akşemseddin ile birlikte Okmeydanı’nda kurulan çadırlarında kalıyorlardı. Fatih kendisinden Ebu Eyyüb Ensâri’nin kabrinin yerini bulunmasını istediği zaman: “Sultanım, ben her gece şu semte bir nûr indiğini görmekteyim.” diyerek kabrinin yerini gösterdi ve baş ve ayak uçlarına birer çınar ağacı dikerek kabrin yerini işaretledi. Fatih Sultan Mehmet, Akşemseddin’i sınamak için dikilen bu iki çınar ağacını yerlerinden çıkartarak, bugün iç avluda bulunan setli yere diktirdi ve parmağındaki yüzüğü de çıkartıp mezarın bulunduğu yere gömdürdü. Ertesi gün, Akşemseddin Hz. geldiğinde çınar ağaçlarının bulunduğu yere uğramadan kabrin olduğu yere gelip asasını mezarın ortasına dikti.

Bir rivayete göre iç avludaki iki çınarın bulunduğu yüksek yer, Ebu Eyyüb’un gasledildiği yerdir. Ayak altında kalmaması için etrafı çevrilmiş ve yükseltildi.

Ruhuna hediye olmak üzere el Fatiha